lecagot

üstelik üstünde kırmızı külotlu çorapların vardı.

merdivenlerden iniyoruz
farkında olmadığın güzel ellerin var
yavaşça korkulukların üzerinde gezdiriyorsun
içim ürperiyor

otobüsten iniyoruz
bana tutunuyorsun inerken
sonra elini geri çekiyorsun, herhangi bir amaç taşımadan
binlerce bahar geçiyor her elini çekişinde benden

çarşıda karşılaşıyoruz mesela
böyle bir ekmek fırınının karşısında 
iki çift laflıyoruz gözlerimize bakamadan
hatta dudaklarımıza bakarak zorla
bir karıncalanma doluyor avcumun içine

zihnimin azınlık kaldığı anlardan bahsediyorum. 

  1. lecagot posted this